Seramikler

“Seramik, sanatların hem en basiti hem de en güç olanıdır.

En basitidir; çünkü en ilkelidir. En güç olanıdır; çünkü en soyutu dur.”

Herbert Read

Seramik nedir?

Seramiğin teknik tanımı kitaplarda yazılmıştır.

Bana göre seramiğin tanımı; “Hayallerin üç boyutlu hale getirilmesidir.” veya “Soyutun somuta dönüştürülmesidir.” veya “Bir düşüncenin elle tutulur ve kullanılır hale getirilmesidir”.

Emine GÖNÜLLÜ

2012 yılında açtığım ilk sergim olan “Yapay Taştan Kabuklar” adlı sergimin manifestosu:

YENİDEN YARATIŞ

İnsanoğlu bin yıllardır taş küreyi portakal gibi soydu.

Enlem ve boylamlarla dilimlere ayırdı.

Her dilimi ayrı ayrı toz edip yeniden yoğurdu.

Taş kabuktan çıkan kabuklara bakarak yapay

taştan kabukları yeniden doğurdu.

TURGUT TUNA, 1979 ders notları.

 

 

RECREATING

Man peeled the earth’s surface just like an orange

for thousands of years.

He cut it into slices through latitudes and longitudes.

He turned each slice into dust and remoulded it.

Looking at the shells issuing from the stone shell,

he gave rebirth to shells made of artificial stones.

TURGUT TUNA , lecture notes 1979.

 

 

YAPAY TAŞTAN KABUKLAR

Toz duman olan yaşamın Tozlarını yoğurur insan.

Duman ise duygu ve düşüncelerin yansımasıdır.

Sonra tozla dumanı karıştırıp bir şekle sokar ve ateşe verir.

“Yapay Taştan Kabuklar” insanın yaşam deneyimlerinin form bulmuş halleridir.

Deneyimler geçmiştekilerdir.

Yaşamda geçmiş ne zamanda kalmıştır? Geçmiş zamandan hatırladıklarımız; düşüncelerimizde ve duygularımızda iz bırakanlardır.

İzler ise geçmişte fark edilmez ama gelecekte hatırlanır.

Derinliklerine göre tabaka tabaka birikir insanda.

Biriken izler, duygu ve düşünceler insanın toz duman olan hayatı yeniden yaratış sürecinde bir forma dönüşür.

Toz suyla karışır ve çamura dönüşür.

Duygu ve düşünceye insan eli değer.

Duygu ve düşünce büyülü bir halde üçüncü boyuta geçer.

Sanatçı duygu ve düşünceyi elleri ile şekillendirir.

Bir nefes üfler çamura ve soyut olanı görünür ve dokunulur kılar.

Bu düşünceler insan hallerini anlatır.

İnsanın yalnızlığını anlatır “kabuğuna çekilerek”.

İnsanın girişimciliğini anlatır “kabuğundan sıyrılarak”.

Maskeleri kaldırarak ”hiç”liği gösterir.

“Tohu”’un kabuğundan sıyrılışı” ile “anne karnındaki bebeğe” aynı gözle bakar.

İnsan hallerinde bazen “denge” unsuru bazen de “sosyal statüye” dönüşür.

Farkındalıkla kendi kabuğunu soyar “gelişme” adına.

Bazen cesaretle “çıplak” çıkar karşımıza.

Beğendiği kabukları kalkan yapar kendine.

Kavramak ve anlamlandırmak için aynen kopyalar doğayı.

Kırmak pahasına kabuk bağlayan kalbini, sıyrılır ve arınır “insan” olmak için.

Acısa da canı, razı olur bedel ödemeye.

Mahcup ve çaresizdir zarar verdiği için yer kabuğuna.

Bir dilek tutar taş küre için “Bu dünya bir kabuk olsun içinde yeni bir dünya doğursun”

Ekim 2011

Emine GÖNÜLLÜ

 

 

SHELLS MADE OF ARTIFICIAL STONES

Man moulds the dust of the life which rises clouds of dust and fumes. Fume is the reflection of sensations and thoughts.Then it mixes up the dust and the fume, whips them into shape and sets them on fire. “Shells Made of Artificial Stones” are the conditions of man in which his human experiences have gained a shape. Experiences are what remain in the past. What is the point in time where the past remains? What we remember from the past times are those which leave their mark on our thoughts and sensations. Marks are not distinguished in the past, but are remembered in the future. They accumulate within the man layer upon layer depending on their depth.

The accumulating marks, thoughts and sensations and man’s life which rises clouds of dust and fumes take up a form within the process of recreation. Dust mixes up with water and turns into mud, thoughts and sensations are treated with human touch. Thoughts and sensations pass into the third dimension in a magical state.

The artist shapes thoughts and sensations using his hands. He breathes life into mud and makes the intangible become visible and touchable. These thoughts describe human conditions. They describe human loneliness “by retiring into his shell”. They describe human entrepreneurship “by coming out of his shell”. Lifting the masks, they describe the nothingness”. They consider the “‘seed’ coming out of its shell” in the same way as an “unborn baby” They sometimes turn into a factor of “balance” and sometimes into a “social status” in human nature. Through awareness, they peel off their own shell for the sake of “development“. They sometimes challenge us bravely as “naked”. They make the shells they like a shield for themselves. They exactly copy the nature in order to grasp and give a sense. At the cost breaking their scarred heart, they pull away and purify in order to become a “human”. Even if it hurts, they consents to paying a price. They are shy and desperate, as they inflict damage to the earth’s crusty shell. They make a wish for the earth: “Let this world be a shell and give birth to a new world within it.”

October 2011

Emine GÖNÜLLÜ